Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e yaptığı ziyaret, her iki tarafça da başarıyla karşılanırken, özellikle uçak ve yarı iletkenler alanında anlaşmalar yapıldığı ve 2026'nın Çin-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olacağı yönünde beklentiler dile getirildi. Trump'ın daha önce Çin'in ABD ekonomisini "soymakla" suçladığı göz önüne alındığında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile "Sizin dostunuz olmaktan onur duyuyorum ve Çin ile ABD arasındaki ilişki her zamankinden daha iyi olacak" şeklindeki açıklamaları dikkat çekiciydi.
Ancak Pekin için bu ziyaretin en değerli kazanımı, Trump'ın Tayvan konusundaki tutumuydu. Uzun yıllardır ABD ile Çin arasında bir gerilim noktası olan ve Pekin'in kendi toprağı olarak gördüğü Tayvan'ın statüsü, uluslararası ilişkilerde hassas bir dengeyi temsil ediyor. Çin, Tayvan'ı yeniden birleştirmek için güç kullanmaktan çekinmeyeceğini belirtirken, ABD ise 1979'dan bu yana Tayvan'a kendini savunma yeteneği kazandırmak üzere silah anlaşmaları yapma yasasıyla bu konuya yaklaşmaktadır.
Trump'ın Tayvan Stratejisi ve Çin'in Beklentileri
Ziyaretin hemen ardından Trump, Tayvan'a yönelik Amerikan duruşunu yumuşatır gibi göründü. Bir saldırı durumunda Tayvan'a destek verme konusundaki isteksizliğini ve yeni bir silah anlaşmasındaki tereddütlerini dile getirmesi, Pekin'in memnuniyetle karşıladığı bir gelişme oldu. Trump, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Xi'nin Tayvan konusunda "çok güçlü hissettiğini" ancak kendisinin "hiçbir yönde taahhütte bulunmadığını" belirtti.
Fox News'a verdiği röportajda Trump, Tayvan'ı Çin'den resmi bağımsızlık arayışlarından kaçınması konusunda uyararak, "9.500 mil seyahat edip bir savaş vermek zorundayız. Ben bunu istemiyorum. Sakinleşmelerini istiyorum. Çin'in sakinleşmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. Bu durum, Tayvan'a yönelik $14 milyar değerindeki silah satışına ilişkin de belirsizlik yarattı. Trump, bu satış konusunda "Yapabilirim. Yapmayabilirim" şeklinde bir açıklama yaparak, konunun hassasiyetini bir kez daha vurguladı.

Çin Dış İlişkiler Departmanı'nın ziyaretle ilgili açıklamasında, Tayvan meselesinin "doğru şekilde ele alınması" durumunda ABD-Çin ilişkilerinin "genel istikrar" yaşayacağını, aksi takdirde "iki ülke arasında çatışmaların ve hatta anlaşmazlıkların yaşanacağını ve tüm ilişkinin büyük tehlikeye gireceğini" belirtti. Açıklamada ayrıca, "Tayvan'ın bağımsızlığı ve iki yaka arasındaki barış, ateş ve su kadar bağdaşmazdır. ABD tarafı Tayvan meselesini ele alırken son derece dikkatli olmalıdır" denildi. Beyaz Saray ise yaptığı bilgilendirmede bu konuya hiç değinmedi.
ABD'nin Tayvan Politikası ve Muhtemel Etkileri
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ziyaret sırasında Tayvan konusunun gündeme geldiğini, Çin'in konuyu her zaman gündeme getirdiğini ancak ABD'nin pozisyonunu netleştirdiğini ve diğer konulara geçildiğini belirtti. Rubio, "Bugün itibarıyla Tayvan konusundaki ABD politikası değişmemiştir" diyerek mevcut durumu teyit etti. Ancak Uluslararası İlişkiler konusunda uzman olan Dr. Patrick Gill-Tiney, Trump'ın bu tereddütlü tutumunun Tayvan'a yönelik desteği zayıflattığını savunuyor.
Gill-Tiney'e göre, Tayvan'a yapılan silah satışları ABD'nin desteğinin en açık göstergesi olacaktır. Çin'in bu satışların sona ermesini istediği düşünüldüğünde, bir duraklama veya azalma "son derece ciddi bir değişiklik" anlamına gelebilir ve Pekin tarafından ABD'nin taahhüdünün zayıfladığı şeklinde yorumlanabilir. Uzman, ABD'nin birliklerinin Doğu Asya'dan Ortadoğu'ya yeniden konuşlandırılmasının caydırıcılığı ve müdahale kabiliyetini azalttığını, ayrıca İran'a karşı kullanılan füzelerin stokları tükettiğini de belirtti.

Bununla birlikte, Gill-Tiney, ABD'nin Tayvan konusundaki uzun vadeli belirsizliklerinin ve Kongre'nin bu konudaki desteğinin, Çin'in hesaplarını karmaşıklaştırabileceğini ekledi. "ABD'nin uzun süredir devam eden pozisyonu zaten bir ölçüde tereddütlüdür, bu nedenle ABD'nin ne yapıp ne yapmayacağı etrafında pek çok belirsizlik ve risk var," diyen Gill-Tiney, Tayvan'ın Kongre'de önemli ölçüde iki partili destek alan nadir konulardan biri olduğunu ve bunun Trump'ın hareket alanını sınırladığını vurguladı. Uzman, Trump'ın pozisyonunu değiştirme eğilimini göz önüne alarak, sözlerine büyük bir güvenle yaklaşmanın zor olduğunu da ekledi.
Etki Analizi
Donald Trump'ın Çin ziyaretindeki Tayvan politikası, uluslararası arenada önemli yankı uyandırdı. Trump'ın Tayvan'a yönelik silah satışları konusundaki muğlak tavrı ve olası bir çatışmada destek konusundaki tereddütleri, hem Çin'in hem de Tayvan'ın geleceğine dair belirsizlikleri artırdı. Çin'in uzun süredir devam eden Tayvan üzerindeki baskısı ve ABD'nin bu konudaki stratejik belirsizliği, bölgedeki jeopolitik dengeyi daha da karmaşık hale getirebilir. Bu durum, sadece Çin ve Tayvan arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda ABD'nin müttefiklerine olan güvenilirliği ve Asya Pasifik'teki stratejik konumunu da etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle Kongre'nin iki partili desteği ve Trump'ın değişken politikaları, gelecekteki gelişmeleri öngörmeyi zorlaştırırken, bölgesel istikrar açısından da dikkatle takip edilmesi gereken bir durum ortaya koymaktadır.