5 dakika okuma
C.S. Lewis'in Yapay Zeka Çağında Gerçekleşen Peygamberi Uyarısı

C.S. Lewis'in Yapay Zeka Çağında Gerçekleşen Peygamberi Uyarısı

İçindekiler

Yapay zeka (YZ) teknolojisinin hızla geliştiği günümüz dünyasında, 1945 yılında C. S. Lewis'in yayımladığı “That Hideous Strength” adlı romanı, adeta bir kehanet niteliği taşıyor. Roman, kurgu olarak pazarlansa da, zamanın ötesinde bir öngörüyle bilimin ve insanlığın geleceğine dair sarsıcı bir tablo çiziyor. Lewis'in bu eseri, o dönemde bazı eleştirmenler tarafından aşırı sembolik, mistik ve bilime şüpheci yaklaşan bir eser olarak değerlendirilse de, yazarın bilime yönelik temkinli duruşunun temelsiz olmadığı, ilerleyen yıllarda pek çok gelişmeyle kanıtlandı.

Lewis'in bu eseri, teknolojiden ziyade, insanlığın nelere itaat ettiğine odaklanır. Tanrı'ya secde etmek yerine kendi araçlarına boyun eğildiğinde ne olacağını sorgular. Lewis, ilahi hakikatlerden uzaklaşmanın insanları daha rasyonel yapmayacağını, aksine onları daha savunmasız ve yönlendirmeye açık hale getireceğini anlamıştı. Bilimin kendi sınırlarını aşmadığı ve dış referanslara dayanmadığı durumlarda, tarafsız kalmayacağını, aksine kendi mitlerini yaratacağını öngörmüştü. Bu, günümüzde yapay zekanın sunduğu imkanlar karşısında dikkat edilmesi gereken önemli bir noktadır.

Yapay Zekanın Yükselişi ve N.I.C.E. Kurumu

Romanın merkezinde, “Milli Koordineli Deneyler Enstitüsü” (National Institute of Co-ordinated Experiments - N.I.C.E.) adı verilen bir kurum yer alır. Bu enstitü, kendini bilimsel, insancıl ve ilerici bir yapı olarak sunar. Verimlilik, gelişim ve batıl inançlardan arındırılmış daha iyi bir gelecek vaat eder. Ancak bu cam binaların ve nazik dilin ardında, daha karanlık niyetler gizlidir. Kurum, insanlığı yeniden “koşullandırmayı”, arzuları şekillendirmeyi, vicdanı silmeyi ve ahlaki sınırları teknik kontrolle değiştirmeyi amaçlar. Lewis, bu yolun nereye varacağını görmüştü: Bilim, kendi dışındaki hiçbir şeye atıfta bulunmadan ilerlediğinde, tarafsızlığını yitirir ve yerine kötü mitler, modern laboratuvar önlüklerine bürünmüş antik güçler geçer.

N.I.C.E.'ın liderleri Tanrı'ya tapmazlar; ilerleme kılıfına bürünmüş güce taparlar. Nihayetinde, bunu evrim ve kaçınılmazlık diliyle süsleyerek açıkça şeytani zekalara boyun eğerler. Lewis'in bu konudaki noktası, rahatsız edici derecede nettir: İnsanlar Tanrı'ya inanmayı bıraktıklarında, hiçbir şeye inanmaz olmazlar. Bunun yerine, her şeye inanırlar. Bu durum, günümüzdeki YZ tartışmalarında da yankı bulmaktadır.

Günümüz Dünyasında Lewis'in Kehaneti

Romanın üzerinden geçen onca yıldan sonra, “That Hideous Strength” artık hayal ürünü bir eser olmaktan çıkmış, adeta bir belgesel niteliği kazanmıştır. Silikon Vadisi'ndeki bazı teknoloji liderleri, yapay zekanın “uyanışından”, insan olmayan zekalarla iletişimden, dua yerine kod aracılığıyla gelen vahiylerden açıkça bahsetmektedir. Bazıları yarattıkları eserleri antik tanrılara adamış, kimileri ise makinelerden çıkan bilinci ruhani bir olaymış gibi ele almaktadır. Bu, kelimelerin değiştiği ancak altta yatan dürtünün aynı kaldığı bir durumdur.

Ateizmden Hristiyanlığa dönmüş bir Oxford Üniversitesi akademisyeni olan Lewis, bu durum karşısında şaşırmayacaktır. O, batıl inancın yalnızca inançla ortadan kalkmadığı konusunda uyarmıştı; aksine, şekil değiştirdiğini belirtmişti. Tevazu ortadan kalktığında, hayranlık yerini alır; saygı solduğunda, takıntı başlar. Lewis, “That Hideous Strength” romanında, kötü karakterlerin kaba tiranlar olmadığını; yöneticiler, uzmanlar ve komiteler olduğunu göstermiştir. Etkili konuşurlar, güvenlik vaat ederler ve kendilerini daha yüksek bir düzlemde faaliyet gösterdikleri için iyi ve kötüden muaf tutarlar. Lewis, bu tonu tanımıştı: Zeka tarafından aklanmış olduklarına inananların, zekayı ahlaki bir kategori sananların, yetkinliği izinle karıştıranların sesidir bu.

Yapay Zekanın Ötesindeki Gerçek Mücadele

Bu yükselen karanlığa karşı, beklenmedik bir kahraman olan Dr. Elwin Ransom durur. O, üstün teknolojiyle kazanmaz; düşmanlarını teknolojik olarak alt etmez. Bunun yerine, kadim bilgeliğe, saygıya ve mühendislik yoluyla elde edilemeyecek bir gerçekliğe karşı duyulan tevazuya güvenir. Ransom, asıl mücadelenin makinelerle değil, sadakatle ilgili olduğunu anlar: Kimin veya neyin hürmeti hak ettiği, sınırları kimin belirlediği ve iyiyi kimin tanımladığı. Lewis'in uyarısının modern okuyucular için en derin kesildiği nokta burasıdır.

Tehlike, yapay zekanın kendisi değildir; araçlar araçtır. Tehlike, insanların araçları kehane olarak görmeye başladığında ortaya çıkar. Lewis, insanlığın “yok oluşunu” ani bir felaket olarak değil, yavaş bir küçülme olarak uyarmıştı. Güçle yıkım değil, gururla aşınma. Temel nezaket terk edildiğinde, otorite sahipleri insan davranışını yargılamaz; kendi tasarımlarına göre içgüdüleri, sınırları ve arzuları yeniden şekillendirerek insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlarlar. Lewis ayrıca ayartmayı da anlamıştı. N.I.C.E. yalnızca terörle fethetmez; ayartır, pohpohlar ve insanlara önemli, gelişmiş, kaçınılmaz ve daha iyi bir şeyin parçası olduklarını söyler.

Dini okuyucular için Lewis'in mesajı cesur ama açıklayıcıdır. İnanç, yalnızca özel bir teselli değildir; aynı zamanda kamusal bir çapadır. Yapabileceğimiz ama yapmamamız gereken şeyler olduğunu, her sorunun teknik olmadığını ve her gizemin çözülmemesi gerektiğini savunur. O çapa kaldırıldığında, toplum daha karanlık sulara sürüklenir. Lewis, bilime karşı değildi; mantığı sever, keşifleri saygı duyardı. Reddetttiği şey, teknik çözümlerin kendi kendini meşrulaştırdığına, verimliliğin bilgelik olduğuna inanan bilimcilikti.

Şimdi, onun tarif ettiği sonuçların ortasında yaşıyoruz: Aşırılık vaat eden makineler, sınırları engel olarak gören uzmanlar. Lewis bizi yavaşlamaya teşvik ederdi. Saygının cehalet olmadığını, insan ruhunun ham madde olmadığını anlamamızı isterdi. “That Hideous Strength” romanı, makinelerin değil, Tanrı'nın yargısıyla sona erer. Lewis bu konuda netti: Yanlış tapınma kendi ağırlığı altında çöker. İdoller başarısız olur, her zaman da olmuştur.

Asıl soru, teknolojinin ilerleyip ilerlemeyeceği değil, ilerlerken kim olduğumuzu hatırlayıp hatırlamayacağımızdır.

Etki Analizi

C. S. Lewis'in “That Hideous Strength” romanı üzerinden yaptığı yapay zeka ve teknolojiye yönelik eleştiriler, günümüzdeki yapay zeka gelişmelerini anlamak için kritik bir perspektif sunmaktadır. Lewis'in, bilimin kendi başına yeterli olduğu yanılgısına (bilimcilik) ve insanın kendi sınırlarını aşma çabasına dair uyarıları, günümüzdeki YZ etiği, insan-makine ilişkisi ve kontrol kaybı gibi konulardaki tartışmaları derinleştirmektedir. Romanın temel argümanı, teknolojinin kendisinden çok, insanlığın teknolojiye olan güveni ve tapınma biçimidir. Bu, YZ'nin toplumsal etkilerini değerlendirirken, sadece teknik ilerlemeye değil, aynı zamanda bu ilerlemenin insan değerleri, ahlak ve toplumsal yapılar üzerindeki derin etkilerine odaklanmamız gerektiğini vurgulamaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

C. S. Lewis'in "That Hideous Strength" romanı ne anlatıyor?

Roman, bilimin kendi sınırlarını aştığı, insanın kendi yarattığı araçlara (bu bağlamda modern teknoloji ve yapay zeka) tapınmaya başladığı bir gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikeleri ve ahlaki çöküşü ele alıyor. Kurumların insanlığı 'yeniden koşullandırma' çabalarını ve kontrolü merkeze alan bir bilim anlayışını konu ediniyor.

Lewis'in yapay zeka ile ilgili uyarısı günümüz için ne ifade ediyor?

Lewis, yapay zekanın kendisinden çok, ona duyulan aşırı güvenin ve onu bir tür 'kurtarıcı' veya 'yönetici' olarak görme eğiliminin tehlikeli olduğunu vurguluyor. İnsanlığın, teknoloji karşısında ahlaki sınırlarını ve kendi değerlerini kaybetme riskine dikkat çekiyor.

Lewis'in romanındaki 'N.I.C.E.' kurumu günümüz teknolojisiyle nasıl ilişkilendirilebilir?

'N.I.C.E.' (Milli Koordineli Deneyler Enstitüsü), bilimi ve ilerlemeyi kullanarak insanlığı kontrol altına alma ve 'geliştirme' amacı güden bir yapıdır. Bu durum, günümüzdeki büyük teknoloji şirketlerinin ve yapay zeka projelerinin, toplumsal mühendislik ve insan davranışlarını etkileme potansiyeli taşımasıyla paralellikler göstermektedir.
Can
Can Demir

Yapay zeka, makine öğrenmesi ve veri bilimi alanındaki yenilikleri ve uygulamalarını takip eden bir araştırmacı ve yazar.

Kullanıcı Yorumları