Middle East'teki çatışmaların ABD'li şirketler üzerindeki olumsuz etkileri, S&P Global tarafından yayınlanan son verilere göre daha belirgin hale geliyor. Artan enflasyonun ekonomik büyümeyi, istihdamı ve genel iş dünyası görünümünü olumsuz etkilediği vurgulanıyor. Mayıs ayı için açıklanan S&P bileşik Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), imalat ve hizmet sektörlerinde bir önceki aya göre ivme kaybına işaret etti. Üreticilerde, tedarik zincirindeki olası aksamalar ve fiyat artışları endişesiyle stokları artırma yöneliminin yeni siparişlerde bir yükselişe neden olduğu belirtiliyor. Bu durum, imalat sektöründeki iyimserliği Şubat 2025'ten bu yana en yüksek seviyesine taşımış olsa da, hizmet sektöründeki güven endeksi Nisan 2025'ten bu yana en zayıf seviyesine geriledi.
S&P Global Market Intelligence Baş Ekonomisti Chris Williamson, yeni siparişlerdeki mevcut artışın, fiyat artışları ve tedarik gecikmeleri endişelerinden kaynaklandığını ve bunun kalıcı olmayacağını belirtti. Williamson, Orta Doğu'daki savaşın ekonomik etkilerinin giderek daha fazla hissedildiğini ve bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Bu gelişmeler, küresel tedarik zincirlerindeki hassasiyetin ve jeopolitik risklerin, işletmelerin operasyonel kararlarını ve ekonomik beklentilerini nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.
ABD Ekonomisinin Genel Durumu ve Enflasyon Baskısı
Faiz Oranları Üzerindeki Baskı ve Federal Rezerv Politikaları
Middle East'teki savaşın tetiklediği fiyat baskıları, Federal Rezerv (Fed) yetkililerinin çoğunluğunun son toplantılarında enflasyonu hedeflenen %2 seviyesine çekmek için faiz oranlarında bir artışın gerekebileceği yönünde görüş bildirmesine neden oldu. Fed'in Nisan ayı toplantı tutanaklarına göre, bu durum piyasalarda faiz beklentilerini önemli ölçüde değiştirdi. Faiz vadeli işlem piyasalarındaki yatırımcılar, Fed'in bu yıl gösterge faiz oranını en az çeyrek puan artırması olasılığının %52.8 olduğunu belirtiyor. Bir ay öncesine kadar böyle bir ihtimalin görülmediği düşünüldüğünde, bu beklenti değişikliği dikkat çekici.
Philadelphia Fed Başkanı Anna Paulson, yükselen fiyat baskıları göz önüne alındığında piyasa beklentilerinin makul olduğunu ifade etti. Paulson, daha önce piyasaların bu yıl bir faiz indirimi beklediğini, ancak son zamanlarda beklentilerin sabit oranlar veya hatta ılımlı bir sıkılaşma yönünde kaydığını belirtti. Ekonomik haberlere karşı piyasaların tepkisinin kendi düşünceleriyle büyük ölçüde uyumlu olduğunu da sözlerine ekledi.
Enflasyon Göstergeleri ve Enerji Fiyatlarının Rolü
ABD'de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), geçen ay yıllık bazda %3.8'lik üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu artışta en büyük pay sahibi olan enerji fiyatlarındaki yükseliş oldu. Geçen yıla göre enerji fiyatları %17.9 artarken, benzin fiyatlarındaki %28.4 ve fuel oil fiyatlarındaki %54.3'lük artışlar bu yükselişi körükledi. Bu durum, enflasyonun Fed'in uzun vadeli fiyat istikrarı hedefinin üzerinde kalıcı hale gelmesi riskini artırıyor.
Enerji şokunun ve enflasyonun Fed'in %2'lik hedefinin üzerinde beş yıl boyunca kalıcılaşmasının, uzun vadede fiyat beklentilerinin istikrarsızlaşması riskini taşıdığı Richmond Fed Başkanı Tom Barkin tarafından dile getirildi. Barkin, gelecekte istihdam ve enflasyon hedeflerini baskılayan dalgalı denizlerin devam edebileceğini, bu durumda Fed'in uygun şekilde yanıt vereceğini belirtti. Ekonominin ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış olarak %1'in üzerinde bir büyüme oranını yakalamakta zorlanabileceğini öngören Williamson, bu düşük büyüme hızının bile kalıcı olmayabileceği uyarısında bulundu.
Maliyet Artışları ve Ekonomik Büyüme Görünümü
Williamson, firmaların maliyetlerinin 2022'deki enerji fiyat şokundan bu yana görülmemiş bir hızla arttığını ve bu maliyetlerin müşterilere daha yüksek satış fiyatları olarak yansıtıldığını belirtti. Anketlerdeki fiyat göstergelerinin, ekonominin yavaşladığı bir dönemde enflasyonun daha da yükselmeye işaret ettiğini gösterdiğini ekledi. Bu durum, hem enflasyonist baskıların devam ettiğini hem de ekonomik büyümenin yavaşlama eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Yükselen maliyetler, küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar ve jeopolitik belirsizlikler, ABD'li şirketlerin gelecek beklentileri üzerinde önemli bir baskı unsuru oluşturmaya devam ediyor. Özellikle hizmet sektöründeki güven kaybı, tüketici harcamalarındaki olası yavaşlamaya işaret edebilecek önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor. Bu karmaşık ekonomik tablo, Fed'in para politikası kararlarını daha da zorlu hale getirecek gibi görünüyor.
Impact Analysis
Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerindeki etkisi, ABD ekonomisinde enflasyonist baskıları artırarak Federal Rezerv'in faiz politikası kararlarını karmaşıklaştırmaktadır. Şirketlerin maliyetlerindeki artış ve hizmet sektöründeki güven kaybı, ekonomik büyümenin yavaşlama riskini beraberinde getirirken, bu durumun uzun vadeli ekonomik istikrar üzerinde dikkatle izlenmesi gerekmektedir. Bu tür jeopolitik gelişmelerin, küresel piyasalarda volatiliteyi artırabileceği ve yatırımcı davranışlarını etkileyebileceği öngörülmektedir.