Hindistan'ın küresel ekonomideki artan etkisinin ardında, tesadüfi olmayan, titizlikle planlanmış makroekonomik istikrar politikaları, kurumsal reformlar ve finans sektöründeki güçlenmenin yattığı belirtiliyor. Eski Hindistan Merkez Bankası (RBI) Başkanı ve Başbakanlık Baş Sekreteri Shaktikanta Das, bu gelişimin, hükümet ve RBI'nin "cerrahi hassasiyetle" uyguladığı müdahalelerin bir sonucu olduğunu vurguladı. Das, 2047 yılına kadar "Viksit Bharat" (Gelişmiş Hindistan) hedefine ulaşma yolunda, hem uzun vadeli büyüme alanlarını genişletirken hem de eş zamanlı olarak ekonomik ve finansal istikrarı sürdürmek için bir maraton ve sprinti bir arada koşmanın zorunluluğuna dikkat çekti.
Das, küresel ekonominin jeopolitik parçalanma, tedarik zinciri kaymaları ve gelişmiş ekonomilerdeki yüksek kamu borçları gibi kırılganlıklarla boğuştuğu bir dönemde, Hindistan'ın büyüme yörüngesinin bu durumla keskin bir tezat oluşturduğunu ifade etti. Pandemi sonrası dönemde, küresel reel GSYİH büyümesinin yaklaşık altıda birinin Hindistan'dan geldiğini belirten Das, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından da vurgulanan küresel kırılganlıkları hatırlattı. Resmi tahminlere göre, Hindistan ekonomisinin 2024-25 mali yılında %7,1 büyümesinin ardından 2025-26 mali yılında %7,6 oranında büyümesi bekleniyor. Pandemiden bu yana geçen beş yıldaki ortalama reel GSYİH büyümesinin ise %7,8'e ulaştığını ekledi.
Hindistan'ın Küresel Ekonomideki Yükselişinin Temel Dinamikleri
Makroekonomik İstikrar ve Mali Disiplin
Shaktikanta Das, Kovid-19 şokunu atlatmak için uygulanan "kalibre edilmiş" mali ve parasal desteğin zamanında geri çekilmesinin, ülkenin ekonomik ve finansal sistemlerinde "istenmeyen kolesterolün" birikmesini önlediğini belirtti. Bu dikkatli yaklaşım, enflasyonist baskıları kontrol altında tutarken, ekonomik toparlanmayı destekleyen bir denge unsuru oldu. Gelişmiş ülkelerin yaşlanan nüfusları ve mali baskılarla mücadele ettiği bir ortamda, Hindistan'ın genç iş gücü, genişleyen dijital ekosistemi ve iyileşen makroekonomik temelleri, yatırımcı güvenini pekiştiren önemli faktörler olarak öne çıkıyor.
Das, Hindistan'ın 2047 yılına kadar gelişmiş bir ekonomi olma yolunda ilerlerken güvendiği dokuz temel taşı olduğunu sıraladı. Bunlar arasında Mal ve Hizmetler Vergisi (GST), İflas ve İflas Yasası (IBC) gibi yapısal reformlar ve esnek enflasyon hedeflemesi gibi politikalar yer alıyor. 2025'in sonlarında dört iş kanununun yürürlüğe girmesinin, reform ivmesinin devam ettiğinin bir işareti olduğunu da sözlerine ekledi.
Yapısal Reformlar ve Büyüme Motorları
Üretim Bazlı Teşvik (PLI) programları ve sanayi politikaları, elektronik, ilaç, otomotiv ve savunma gibi sektörlerde imalat sanayiinde önemli bir canlanmaya yol açtı. Hizmet ihracatındaki artış ve küresel yetenek merkezlerinin (GCC) derinleşmesi, ülkenin küresel değer zincirlerine entegrasyonunu güçlendirdi. Das, bir zamanlar sorunlu varlıklarla boğuşan bankacılık sisteminin önemli bir dönüşüm geçirdiğini, takipteki brüt alacakların (NPA) çok yıllı düşük seviyelere indiğini ve sermaye tamponlarının güçlendiğini belirtti. Kurumsal kaldıraç oranlarının azaldığını ve hane halkı bilançolarının nispeten sağlıklı kaldığını sözlerine ekledi.

Dijital kamu altyapısı, Birleşik Ödeme Arayüzü (UPI) gibi yeniliklerle birlikte finansal katılımı hızlandırdı ve ülkeyi gerçek zamanlı ödemeler alanında bir lider konumuna getirdi. Bu dijital dönüşüm, aynı zamanda iklim hedeflerine ulaşma yolunda yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla genişlemesini de destekliyor. Bu gelişmeler, Hindistan'ın sadece küresel büyümeye katılmakla kalmayıp, aynı zamanda gelecekte bu büyümeyi şekillendiren bir aktör olacağını gösteriyor.
Küresel Konum ve Gelecek Perspektifi
Hindistan'ın küresel ekonomideki yeri, sadece büyüme rakamlarıyla değil, aynı zamanda küresel zorluklara karşı sergilediği direnç ve proaktif politikalarla da tanımlanıyor. Gelişmiş ekonomilerin karşılaştığı demografik zorluklar ve mali baskılar göz önüne alındığında, Hindistan'ın genç ve dinamik nüfusu, hızla gelişen dijital altyapısı ve sağlam makroekonomik göstergeleri, ülkeyi uluslararası yatırımcılar için cazip bir destinasyon haline getiriyor.
Shaktikanta Das'ın da belirttiği gibi, "Önümüzdeki on yıl, Hindistan'ın sadece küresel büyümede yer alacağı bir on yıl olmayacak. Hindistan'ın bu büyümeyi şekillendireceği bir on yıl olacak." Bu vizyon, Hindistan'ın sadece bir tüketici pazarı olmanın ötesine geçerek, küresel ekonomik ve teknolojik gelişmelerde öncü bir rol üstlenme potansiyelini ortaya koyuyor.
Etki Analizi
Hindistan'ın makroekonomik istikrarı ve yapısal reformlar yoluyla küresel ekonomik güç olma yolundaki ilerlemesi, sadece kendi ekonomisi için değil, aynı zamanda küresel ekonomi için de önemli sonuçlar doğurmaktadır. Hindistan'ın artan ekonomik ağırlığı, küresel ticaret akışlarını, yatırım kararlarını ve uluslararası ekonomik kuruluşların politikalarını etkileme potansiyeline sahiptir. Özellikle gelişmekte olan diğer ülkeler için bir model teşkil edebilir.
Ayrıca, Hindistan'ın dijital altyapıdaki liderliği ve yenilenebilir enerjiye yaptığı yatırımlar, küresel teknoloji trendlerini ve sürdürülebilirlik çabalarını şekillendirmede önemli bir rol oynayacaktır. Bu gelişmeler, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması ve yeni ekonomik güç merkezlerinin ortaya çıkışı gibi daha geniş çaplı jeo-ekonomik değişimlerin de habercisidir. Hindistan'ın bu ivmeyi sürdürmesi, önümüzdeki yıllarda küresel ekonomik düzenin geleceğini belirlemede kritik bir faktör olacaktır.