Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında oluşturulan ve kullanıcı uyuşmazlıklarını ele alan bağımsız Appeals Centre Europe (ACE) kuruluşu, önemli bir şeffaflık raporu yayımladı. Rapor, Facebook, TikTok, Instagram ve YouTube gibi büyük sosyal medya platformlarının kendi nefret söylemi politikalarını uygulama konusunda sistematik olarak başarısız olduğunu ortaya koyuyor. Mart 2026'ya kadar olan bir yıllık dönemde ACE, Avrupa Birliği genelindeki kişi ve kuruluşlardan 24.000'den fazla anlaşmazlık başvurusu aldı. Bu rakam, ortalama olarak her 22 dakikada bir şikayet anlamına geliyor.
Kuruluşun, nefret söylemi olarak bildirilen içerikleri platformlarda tutma kararlarını incelediği 1.400 vakanın %70'inde, ACE platformların kararlarını bozduğunu belirtti. Bu durum, sosyal medya devlerinin içerik denetleme mekanizmalarının güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Platformların kararlarıyla olan bu tür anlaşmazlıklar, UEFA Şampiyonlar Ligi maçının ardından Instagram'da görülen, siyahi futbolcuları maymunlarla karşılaştıran ırkçı yorumları içeriyordu. ACE, bu yorumların platform tarafından kaldırılmadığını vurguladı.
Sosyal Medyada Nefret Söylemi Sorunları Derinleşiyor
Platformların Karar Verme Süreçlerindeki Hatalar
ACE'nin raporunda dikkat çeken bir diğer vaka, YouTube'da yer alan ve Polonya'daki önde gelen bazı kişiler tarafından paylaşılan antisemitik videolar oldu. Bu videoların, platformun nefret söylemi politikasını ihlal etmelerine rağmen kaldırılmadığı belirtildi. Bu örnekler, nefret söyleminin yayılmasında sosyal medya platformlarının ne denli pasif kaldığını gözler önüne seriyor. Ayrıca, dini azınlıklar, Romanlar, göçmenler ve LGBTQI+ topluluklarına yönelik diğer nefret söylemi biçimlerinin de raporlandığı ifade edildi. Raporda ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı hakkında AI tarafından üretilen ve TikTok'un yanlış bilgilendirme kurallarını ihlal etmesine rağmen platformda bırakılan bir videoya da değinildi.
Rapor, incelenen platformlar arasında TikTok'un en kötü performansı gösterdiğini ortaya koydu. ACE, TikTok'un nefret söylemi barındırma potansiyeli taşıyan içerikleri platformda tutma kararlarını %83 oranında bozduğunu belirtti. Instagram bu oranı %74 ile takip ederken, Facebook %61 ve YouTube %58'lik bir oranla geride kaldı. Bu istatistikler, özellikle gençlerin yoğun olarak kullandığı platformlarda nefret söylemiyle mücadelede ne kadar ciddi sorunlar yaşandığını gösteriyor.
Avrupalı Kullanıcılardan Artan Tepkiler
Rapor, platform kararlarına karşı çıkan Avrupalı kullanıcıların sayısında da belirgin bir artış olduğunu ortaya koyuyor. ACE, toplamda 30.000'den fazla anlaşmazlık başvurusu aldığını bildirdi. Fransa, bu başvurularda en yüksek sayıyı oluştururken, Belçika ve İtalya da onu takip etti. Bu durum, Avrupa'da dijital platformlardaki içeriklerin denetimi ve moderasyonu konusunda artan bir toplumsal farkındalık ve tepkinin varlığını gösteriyor.
Ancak, tüm anlaşmazlıkların nefret söylemiyle ilgili olmadığını da belirtmek gerekir. Dikkate değer bir vaka, Facebook'un yetişkinlere yönelik çıplaklık ve cinsel aktivite kuralları uyarınca hatalı bir şekilde kaldırdığı görsellerle ilgili olarak bir Çek fotoğrafçı tarafından yapılan şikayetti. Bu olay, platformların içerik politikalarını uygularken bazen orantısız veya yanlış kararlar alabildiğini de gösteriyor.
ACE'nin Rolü ve Geleceğe Yönelik Çıkarımlar
Appeals Centre Europe CEO'su Thomas Hughes, yaptığı açıklamada, "Çevrimiçi nefret ve taciz, birçok insan ve topluluk için gerçek dünya sonuçları doğuruyor. Nefret söylemine ilişkin kararlarımızın üçte ikisinden fazlasında, platformların kendi politikalarını uygulamakta başarısız olduğunu ve nefret dolu içeriği yayında bıraktığını tespit ettik. Bu, platformların her zaman doğru kararlar veremediğini gösteriyor." ifadelerini kullandı. Hughes'un bu açıklaması, ACE'nin rolünün önemini ve platformların daha şeffaf ve etkili denetim mekanizmaları geliştirmesi gerektiğini vurguluyor.
Rapor, AI tarafından üretilen zararlı içeriklerin tespiti ve kaldırılması konusundaki zorluklara da ışık tutuyor. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, deepfake'ler ve yapay zeka destekli dezenformasyon gibi yeni tehditler ortaya çıkıyor ve bu durum, platformların içerik denetleme stratejilerini sürekli olarak güncellemesini gerektiriyor. ACE'nin bu konudaki çalışmaları ve bulguları, gelecekteki yasal düzenlemeler ve platform politikaları için önemli bir temel oluşturacak.
Etki Analizi
Bu raporun sonuçları, sosyal medya platformlarının içerik denetimi konusundaki sorumluluklarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğine işaret ediyor. Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası gibi düzenlemelerin, bu platformları daha sorumlu davranmaya itmesi bekleniyor. ACE'nin bulguları, özellikle TikTok ve Instagram gibi platformlarda nefret söylemiyle mücadelenin yetersiz kaldığını göstererek, bu şirketler üzerinde daha sıkı denetim ve iyileştirme baskısı oluşturacaktır. Kullanıcıların itiraz mekanizmalarının etkinliği ve platformların bu itirazlara verdiği yanıtların şeffaflığı, gelecekteki çevrimiçi ortamın güvenliği açısından kritik öneme sahip olacaktır. Bu durum, aynı zamanda yapay zeka tarafından üretilen zararlı içeriklerle mücadelede yeni stratejilerin geliştirilmesini de zorunlu kılmaktadır.