Tıbbi bir startup olan Bexorg, nörodejeneratif hastalıkları hedef alan yeni ilaç araştırmalarında, ötanazi ile bağışlanmış insan beyinlerini kullandığını duyurdu. Bu gelişme, bilim kurgu filmlerindeki 'kavanozdaki canlı beyin' konseptini akıllara getirirken, önemli etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Şirket, daha önce domuz beyinlerinde sınırlı fonksiyonları geri yükleme konusundaki başarılı çalışmalarına dayanarak, bu yöntemin Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara yönelik yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde çığır açabileceğini belirtiyor.
Bexorg'un çalışmalarının merkezinde, 'BrainEx' olarak adlandırılan ve beyinler için hedeflenmiş bir yaşam destek sistemi bulunuyor. Bu sistem, bağışlanmış organların metabolik fonksiyonlarını sürdürerek, oldukça invaziv araştırmalara olanak tanıyor. Ancak bu süreç, etik açıdan bazı endişelere yol açmış durumda. Şirket, beyinlerin elektriksel aktivitesini anestezik maddelerle baskılayarak bilinç durumunu ortadan kaldırdıklarını ve bu sayede beyinlerin canlı gibi görünse de bilinçli bir deneyim yaşamadıklarını iddia ediyor.
İnsan Beyninin Araştırılması ve Yöntemler
Bexorg, ölen donörlerden alınan beyinlere, metabolik süreçleri besleyen bir kan ikamesi ve diğer sıvıları sağlıyor. Bu sırada kullanılan anestezik madde, beyinlerin elektriksel aktivitesini köreltiyor. Yapay olarak yaşamı sürdüren sıvılar, veriler ve ilaçlar, her beyne dikilmiş dört port aracılığıyla iletiliyor. Akciğer ve böbrekleri taklit eden bir düzenek ise oksijen enjekte edip atıkları temizliyor. Şirkete göre, propofol gibi anestezik ilaçların neden olduğu nöral ateşlemenin eksikliği, bilincin yaşanmadığı anlamına geliyor.
Bu yapay yaşam destek sistemi altında, beyinler tuhaf bir alacakaranlık durumunda, canlıymış gibi çalışıyor. Bu sayede araştırmacılar, deneysel ilaçların beyinde nasıl metabolize edildiğini gözlemleyebiliyorlar. Ancak bu süreç yaklaşık 24 saat sürüyor; ardından araştırmacılar, daha detaylı incelemeler için beyinleri yüzlerce parçaya ayırıyorlar. Bu araştırmalar, Parkinson, Alzheimer veya amiyotrofik lateral skleroz gibi rahatsızlıkların yeni tedavilere nasıl yanıt verebileceğini hedefliyor ve tedavi süresi, hedeflenmesi ve potansiyel yan etkiler hakkında detaylı bilgi sağlıyor.
Bexorg'un Gelişimi ve Etik Boyutlar
Bexorg'un bu alandaki çalışmaları beş yıldır devam ediyor. Şirket, erken sonuçların, korunmuş beyin örneklerinin gösterdiği tepkiler ile canlı beyinlerin tepkileri arasında yakın bir eşleşme gösterdiğini belirtiyor. Şu ana kadar sadece şirketin domuz beyinleri üzerindeki çalışmaları yayınlandı; insan beyni üzerine olan ilk makaleleri ise yakında yayımlanacak.
Hayvan testlerini azaltma yönündeki küresel çabaların, şirketin bu alanı bir etik alternatif olarak görmesi nedeniyle lehlerine olabileceğini öne süren Bexorg, çalışmalarını ölçeklendirme sürecinde, yılda 1.600'den fazla korunmuş beyni otomatik olarak diseke edecek bir robotik kolun bulunduğu yeni laboratuvar alanları geliştirdiğini açıklıyor. Şirketin halkla ilişkiler departmanı, beyinlerin hala bir tür bilince sahip olabileceğinden korkanları yatıştırmak amacıyla bu hafta halka açık bir sunum üzerinde çalışıyor. Bexorg, araştırmalarında kullanılan beyinlerin kökeni hakkında detaylı bilgi vermekten kaçınsa da, aile üyelerinin beyinlerin nasıl kullanılacağı konusunda bilgilendirildiğini iddia ediyor.
Bexorg Sonuçlarının Pazara Sunulması
Bexorg'un çalışmalarının ilk gerçek dünya uygulaması, iş birlikçisi Biohaven'ın Bexorg verileriyle geliştirilen bir ilacın klinik denemelerine başlamasıyla meyvelerini vermeye başlıyor. Bexorg, çalışmalarının daha güvenli klinik denemelere olanak tanıyacağını, zira elde edilen sonuçların, hayvan deneyleri veya simüle edilmiş modellerden elde edilen sonuçlara kıyasla gerçek insan beyinleri üzerindeki tedavi etkisine çok daha yakın olacağını savunuyor.
Biohaven, 130 korunmuş beyin üzerinde yapılan testlerden elde edilen sonuçları övdü. Şirket, beklenenden 20 kat daha düşük bir dozun insan beyinlerinde optimum sonuçlar verdiğini, böylece klinik denemeler için gereken süreyi önemli ölçüde azalttığını ve daha yüksek dozda ortaya çıkabilecek ciddi yan etkileri potansiyel olarak hafiflettiğini belirtti. Mevcut odak noktası ilaç testi olsa da, şirket gelecekte daha kapsamlı hastalık araştırmalarına genişleyebileceğini ifade ediyor.
Ayrıca, elektriksel aktivitenin nörodejeneratif hastalıkların önemli bir bileşeni olmadığı göz önüne alındığında, BrainEx sisteminin bu hastalıkların incelenmesi için ideal bir platform olabileceği vurgulanıyor. Yine de BrainEx sisteminin, insan vücudunun mükemmel bir temsili olmasını engelleyen bazı sınırlılıkları bulunuyor. Yapay sıvılar, yapay akciğerler ve böbrekler, insan organlarıyla tam olarak aynı değil ve elektriksel aktivitenin olmaması, potansiyel nöbet risklerinin tespit edilemeyeceği anlamına geliyor.
Gelecekte Bexorg, iki yönde genişlemeyi hedefliyor. Birincisi, korunmuş beyinlerinin ömrünü 24 saatten iki haftaya uzatmanın yollarını araştırmak; bu, daha derinlemesine araştırmalara olanak tanıyacak. İkincisi ise, şirketin insan beynine odaklanmasıyla çelişebilecek olsa da, simüle edilmiş ilaç testleri için bir makine öğrenimi modeli olan NeuroLens'i geliştirmek.
Etki Analizi
Bexorg'un geliştirdiği BrainEx sistemi, ilaç geliştirme süreçlerinde devrim yaratma potansiyeline sahip. İnsan beyinlerinin üzerindeki doğrudan etkileri daha doğru bir şekilde gözlemleyebilme yeteneği, klinik öncesi testlerin doğruluğunu artırabilir ve hayvan deneylerine olan bağımlılığı azaltabilir. Bu durum, hem etik kaygıları giderme hem de daha hızlı ve güvenilir tedavi geliştirme süreçlerini teşvik etme açısından önemlidir. Ancak sistemin mevcut sınırlılıkları ve etik açıdan hassas doğası, bu teknolojinin yaygınlaşması önündeki en büyük engeller olarak duruyor. Gelecekteki araştırmalar, bu sınırlılıkların üstesinden gelerek ve etik standartları koruyarak teknolojinin potansiyelinden tam olarak yararlanmayı hedefleyecektir.