Amerika Birleşik Devletleri'nin tarım bölgelerinde, özellikle buğday üreticileri, şiddetli kuraklık, artan girdi maliyetleri ve olumsuz hava koşullarının bir araya gelmesiyle benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıya. Kansas eyaletindeki çiftçiler, bu sezonun tarihlerinin en zorlu sezonlarından biri olacağını belirtiyor. Montezuma'da çiftçilik yapan Orville Williams, buğday yetiştirdiği 2.600 dönümlük arazisinde uzun yıllardır ilk kez bu kadar kötü bir tabloyla karşılaştığını ifade ediyor. "Genel olarak iyi bir yıl olmayacak" diyen 76 yaşındaki çiftçi, kuraklık ve rekor seviyelere ulaşan sıcaklıkların yanı sıra, gübre, dizel yakıt ve vergilerdeki artışların maliyetleri katladığını vurguluyor.
ABD Tarım Bakanlığı'nın (USDA) verilerine göre, bu yılki buğday üretimi, bir önceki yıla kıyasla %21 azalarak 1.56 milyar buşele düşmesi bekleniyor. Bu durum, ülkenin önde gelen buğday üreticilerinden biri olan Kansas için özellikle yıkıcı bir etki yaratıyor. USDA verilerine göre, buğday mahsulünün %58'i "zayıf" veya "çok zayıf" olarak sınıflandırılmış durumda. Bu oran, son 40 yılın sadece beş yılında görülen bir durum.
Kuraklık ve Hastalıklar Ürünü Tehdit Ediyor
Ülke genelinde etkili olan rekor düzeydeki kuraklık ve ortalamanın üzerindeki sıcaklıklar, özellikle ABD'nin düzlük bölgelerindeki buğday mahsullerini olumsuz etkiliyor. Kuraklık koşulları, buğdayda verim düşüşüne neden olan buğday şerit mozaiği virüsü ve arpa sarı dev cücelik virüsü gibi hastalıkların yayılmasını hızlandırıyor. Bu hastalıklar, mahsulün potansiyelini önemli ölçüde azaltıyor. Çiftçiler, bu çevresel faktörlerin yanı sıra, gübre ve dizel yakıt gibi temel girdi maliyetlerindeki keskin artışların da kendilerini daha da zor durumda bıraktığını belirtiyor.
Kansas Eyalet Üniversitesi Ziraat Mühendisi Romulo Lollato, bu zorlu koşulların sadece üreticileri değil, aynı zamanda tüketicileri de etkilediğini vurguluyor. Lollato, "Bu durum, fırınlardaki ekmek fiyatlarının yükselmesi veya ABD'nin uluslararası pazardaki payının azalması yoluyla tüketicilere yansıyacaktır" dedi. Çiftçiler, bu yılki üretim kaybını telafi etmek için umutsuzluk içinde çabalarken, birçokları ürün sigortasına başvurmak veya diğer ürünlerden elde edilen gelirlerle zararı dengelemeye çalışmak zorunda kalıyor.
Williams, geçen yıl sulanan arazilerinde dönüm başına yaklaşık 100 buşel verim alırken, bu yıl bu rakamın 30-40 buşele düşmesini bekliyor. Yağmur suyuna bağlı olan kuru arazilerde ise verimin dönüm başına 10-15 buşele inmesi öngörülüyor. Çiftçiler, bu yıl zarar etmelerinin kaçınılmaz olduğunu ve mevcut durumda yeni yatırımlardan kaçınarak sadece temel ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanacaklarını ifade ediyorlar.
Maliyet Artışları ve Pazar Kayıpları Çiftçiyi Vuruyor
Çiftçilerin karşılaştığı bir diğer önemli sorun ise girdi maliyetlerindeki artışlar. Dizel yakıt fiyatlarındaki yükseliş, çiftçilerin kilometrelerce süren arazilerinde çalışırken önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. Williams, dizel fiyatlarının bir önceki yıla göre galon başına neredeyse 2 dolar arttığını belirtiyor. Bunun yanı sıra, gübre fiyatlarındaki artış da dikkat çekiyor. Çiftçiler, bir ton üre gübresi için daha önce 400 dolar öderken, şimdi 600-700 dolar arasında ödeme yapmak zorunda kaldıklarını dile getiriyorlar. Bu durum, çiftçilerin maliyetlerini karşılama ve hatta başa baş noktasına gelme konusunda ciddi endişeler taşımasına neden oluyor.
Bu zorluklar, Trump yönetiminin önceki dönemdeki ticari politikaları ve mevcut jeopolitik gerilimlerle birleşince, çiftçilerin pazar payı kaybı ve gelir belirsizliği daha da artıyor. ABD'nin küresel buğday pazarındaki konumu, Rusya ve Avrupa Birliği gibi ülkeler karşısında zayıflarken, ülkenin buğday ekiliş alanları da yıllardır düşüş eğiliminde.
Alternatif Çözümler Sınırlı
Buğday üretimindeki düşüş ve maliyet artışları karşısında çiftçilerin alternatif çözümler bulması da oldukça zor. Ürün sigortası, yaşanan zararları bir ölçüde telafi etse de, artan maliyetleri tam olarak karşılamaya yetmiyor. Çiftçilerin tarla sürmekten vazgeçip toprağı dinlendirmesi veya beklenmedik başka bir ürüne yönelmesi gibi seçenekler de mevcut toprak nemi ve yılın bu zamanı göz önüne alındığında pek mümkün görünmüyor.
Ben Palen, beşinci nesil bir çiftçi ve tarım danışmanı olarak, bu durumun kariyerindeki en zorlu dönemlerden biri olduğunu belirtiyor. Palen, "Buğday mahsulünün başarısız olduğu bir çiftlikte şimdi başka bir ürün ekmeye çalışmak için çok geç. Çünkü yeni bir mahsulü başlatacak toprak nemimiz yok." diyerek çiftçilerin karşılaştığı çaresizliği vurguluyor. Bu zorlu koşulların, çiftçilik mesleğini oğluna devretme konusundaki motivasyonunu da olumsuz etkilediğini ekliyor.
İklim Değişikliğinin Etkileri
Bilim insanları, fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan iklim değişikliğinin, buğday da dahil olmak üzere birçok ürünün yetiştirilmesini giderek daha zor hale getirdiğini belirtiyor. Bu yılki beklenmedik ısı dalgaları, geç donlar ve süregelen yağış eksikliği gibi hava olayları, çiftçilerin ekolojik zorluklarla mücadelesini artırıyor. Önümüzdeki yaz aylarında beklenen El Nino döngüsünün de daha sıcak hava koşulları getireceği tahminleri, çiftçiler için umut ışığı olmaktan çok, mevcut endişeleri körüklüyor.
Buğday, ABD'de mısır ve soya fasulyesinin ardından üçüncü büyük temel tarım ürünü konumunda bulunuyor. Ülke, yıllık buğday üretim hacmi açısından dünyanın önde gelen üreticilerinden ve ihracatçılarından biri olma özelliğini korurken, çiftçilerin karşılaştığı bu zorlukların, küresel gıda tedarik zincirini ve fiyatları da etkileme potansiyeli taşıdığı görülüyor.